
Koyduğumuz kuralları harfiyen uygulamak için çabalarken, o kuralların ne amaçla konulduğunu unutuyoruz galiba. Kanunlar var toplumsal adaleti sağlamak için ama karnı aç adam çalınca hapis yatar, dünyayı soyan zaman aşımından yırtar. Adalet ve hukuk ayrı şeylerdir denir sonra. İyi de hukuka ihtiyaç neden var?
Futbolumuzda da hakem otoritesi konusu böyle bir durum aldı sanki. Hakemin otoritesini sahada sağlaması ve muhafaza edebilmesi için kurallarımız var. Bu kurallar pek tabii ki uygulanmalı. Uygulanmalı çünkü hakemin sahada futbol kurallarını uygulatan tek karar verici olduğunu herkes kabul etmeli ve buna saygı göstermeli. Aksi takdirde kurallara uygun futbol maçı oynanması olasılığı küçülüp yok olur. Yani kısacası adam gibi bir futbol maçı için sahada olan bitene hakim bir hakem lazım. Hakemlerin otoritesi de, bilgisi de, sağlam kişiliği de, cesareti, yansızlığı da adam gibi bir futbol maçı için lazım. Derdimiz futbol olmasa bize hakem falan da lazım değil zaten.
Bugün geldiğimiz noktada, sanki hakemlerin otoritesi olsun diye futbol oynatılıyormuş gibi bir hisse kapılıyor insan.Tartışmalı oyuncu ihraçları genellikle hakem otoritesini korumak adına yapılıyorsa, sahadaki takımların oynadığı futbolla ilgilenmek ne kadar mümkün olabilir? Sahada karate yapmaya kalkan adam kart görmeyip, niye kart göstermedin diyen topçu kart görünce, bu durum tekrarlanınca aynı maçta, başka maçlarda futbol kalmıyor artık ortada. Hakemlere ya yeterli eğitim verilmiyor, ya da, hakem olmaya hiç de uygun olmayanlar seçiliyor hakem olarak. Yıllar yılı hakemlerinden dertli bir ülkeyiz ama artık iyice ivmeyi aldı daha kötüye doğru gidiyor hakem yönetimleri. Şunu sormadan da edemeyeceğim. Otorite sağlamak için kartlarından başka bir silahı olmadığını düşünen hakem zaten sahada korku ve acz içinde değil midir? Maalesef Türk hakemlerinin genel görüntüsü de bu.
Futbolumuzda yanlış giden tek etken hakemler değil elbette... Genel olarak spor kültürü oturmamış bir ülke Türkiye. En sevilen, en çok takip edilen sporda herşey açık bir şekilde gözler önüne seriliyor. Yöneticilerin kulüp yönetmeyi herhangi bir işletmeyi yönetmekten farksız gördükleri, kanat adamlarının orta yapamadığı, forvetlerin düzeltmeden şut çekemediği, savunma oyuncularının kademe yapmayı, yer tutmayı iyi bilmediği bir futbolumuz var. Büyük yapısal çarpıklıklar, futbol dışı müdahaleler var. Üstüne hayatın her alanında adam kayırmanın, dayanıklı dövüşün, rüşvetin, kısaca yozlaşmanın belirgin bir biçimde yaşandığı bir toplumuz. Bu toplumdan yetişmiş, içinde yaşayan taraftarlarız. Haliyle futbolda da komplo teorileri bitmez bizim diyarlarda. Her takımın taraftarı MHK, her ne sebeple olursa olsun, kendi takımına cephe almış diye düşünür gider, hakem yönetimlerinde gözle görülür bir iyileşme olmadığı sürece.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder